Yaşattığını Yaşarsın


Ahmet cep telefonuna dalmışken vapurun sesiyle aniden irkildi. Başını kaldırıp baktığında vapur çoktan Üsküdar İskelesi’ne yanaşmıştı bile. Vapura giden kalabalığa yetişebilmek için adımlarını hızlandırdı. Cam kenarında bir koltuk bulurum umuduyla sabırsızlanmıştı. Bir an önce baktığı sosyal medya hesabını rahatça incelemek istiyordu. Çünkü hesabın sahibi eski sözlüsü Nazlı’ydı.

Ahmet son zamanlarda o kadar dalgındı ki… Etrafında olup bitenlere karşı ilgisizdi. Çünkü algısı hep kendi iç dünyasındaydı. Ailesi, arkadaşları ona “Çok değiştin.” diyorlardı. Kastettikleri değişim onlara göre olumsuzdu ve bu durumdan şikâyet edip duruyorlardı. Askerden geleli neredeyse bir yıl olmuştu. Artık toparlanmalı, hayatını bir düzene sokmalıydı.

“Askerliğini yap, gel bir an önce. Ben seni beklerim.” demişti Nazlı.

Fakat Ahmet, Nazlı’yı o kadar üzmüştü ki… Üstelik onu terk etmişti. Oysa herkes nişanlanmalarını bekliyordu. Askerliği bahane etmiş, her şeyi geride bırakacağını düşünmüştü ama askerden döndüğünden beri her şey ona Nazlı’yı hatırlatıyordu.

Vapurun içi gözüne çok kalabalık göründü. Kasım ayının serinliği iyice kendini hissettiriyordu artık. Vapurun açıkta kalan yan tarafındaki sıralardan birine oturdu. Etrafta fotoğraf çeken birkaç turist, birbirine sokulmuş bir çift vardı. Güzel havalarda Nazlı ile birlikte onlar da bu sıralarda otururdu. Nazlı, yanındaki çift gibi ona hayran hayran bakar; o ne anlatırsa anlatsın, gülümseyerek dinlerdi.

Şimdi bu çiftin yerinde biz olabilirdik… diye geçirdi içinden.

Göğsü daraldı, nefes alamıyormuş gibi hissetti. Sabahın erken saatinde rüzgâr vardı. Güneşi kapatan koyu bulutlar denize yansımış, dalgalar vapura hırçınca çarpıyordu. Montunun fermuarını sonuna kadar çekip kapüşonunu başına geçirdi. Yüzüne çarpan serin rüzgâr içine işledi, onu canlandırdı. Ciğerleri acıyana kadar derin nefesler aldı. İçinde tarif edilmez bir pişmanlık vardı.

Keşke… diyordu uçuşan martılara bakarken.

Keşke Nazlı’yı bırakmasaydım.

Ayşe’yi aramıştı.

“Nazlı’yı yarı yolda bıraktın. Hangi yüzle beni arıyorsun?” demişti Ayşe kızgınlıkla.

Ahmet, Ayşe’nin farklı bir tepki vermesini beklemiyordu ama yine de bir umut… Belki her şey eskisi gibi olabilirdi. Ayşe’den Nazlı’nın sözlenmek üzere olduğunu öğrenmişti. Başından aşağı kaynar sular dökülmüş gibiydi.

Ne kadar da çabuk unutmuş beni… diye düşündü. Bu kadar kolay mıydı yeni bir başlangıç?

Nazlı’yı bıraktığında geriye dönmeyi hiç planlamamıştı. Yine de cesaretini toplayıp onu aramıştı.

“Affet beni Nazlı. Sana yaşattıklarım için çok özür dilerim. Keşke zamanı geri alabilsem…”

Nazlı’nın sesi sertti:

“Beni bir daha arama Ahmet! Bana yaptıklarını unutmam mümkün değil. Sana yalvardım. Ama sen beni her yerden engelledin. Ailene bile bir şey söylemedin. Nişan için her şey hazırdı; salon tutulmuştu, davetiyeler basılmıştı. Sen öylece çekip gittin. Çok canımı yaktın. Artık hayatımda başka biri var. Ciddiyiz, yakında sözleneceğiz. Bir telefonla her şey düzelecek sandın, öyle mi? İnsan yaşattığını yaşamadan ölmezmiş. Sen de yaşarsın bir gün.”

Telefon kapanmıştı. Ahmet öylece kalakalmıştı.

Kendine gelmesi günler sürdü. Sonunda kararını verdi; Ayşe’yi tekrar arayacaktı. Belki onu yumuşatabilirdi. Üsküdar’a, Ayşe ile buluşmak için gidiyordu.

Her şey başladığı yere dönerdi ama başladığı gibi olmazdı.

Pastaneyi ilk Nazlı bulmuştu. Pastalarını çok severdi. Şimdi aynı yerdeydi Ahmet ama hayatlarında çok şey değişmişti. Hiçbir şey eskisi gibi değildi.

Ayşe soğuk bir ifadeyle konuşuyordu.

Nazlı’nın ne kadar acı çektiğini, nasıl toparlandığını anlattı. Artık evleneceğini söyledi.

Roller değişmişti.

Ahmet geç kalmıştı.

Ayşe son sözünü söyledi:

“Peşini bırak. Hatalarını kabul et. Nazlı artık eski Nazlı değil. Sen ve Nazlı diye bir şey kalmadı.”

Ayşe gittikten sonra Ahmet, Nazlı’nın en sevdiği pastayı sipariş etti. Bu onun için bir veda pastasıydı.

Gerçek acıydı ama gerçekti.

Ahmet dönüş yolunda tekrar vapura bindi. Nazlı’nın hayata pozitif bakışını özlediğini fark etti. Çok büyük bir hata yapmıştı. Nazlı ona unutamayacağı bir ders vermişti.

Eninde sonunda, yaşattığını yaşarsın…


Nasıl tepki veriyorsun?

Kafam Karıştı Kafam Karıştı
0
Kafam Karıştı
Başarısız Başarısız
0
Başarısız
Beğendim Beğendim
5
Beğendim
Geyik Geyik
1
Geyik
Nefretlik Nefretlik
0
Nefretlik
Hahaha Hahaha
0
Hahaha
Kalbimi bırahtım Kalbimi bırahtım
5
Kalbimi bırahtım
Şaşkınım Şaşkınım
0
Şaşkınım
Kıymetli Kıymetli
3
Kıymetli

Bir Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. İNSAN GERÇEKTEN YAŞATTIĞINI YAŞAMADAN ÖLMÜYOR. BEN DE ZAMANINDA NE YAŞATTIYSAM AYNISINI BANA YAŞATTILAR (OYSA HAKLI OLDUĞUMU DÜŞÜNÜYORDUM ) HAKLI OLMAKTANSA İYİ İNSAN OLMAK DAHA DOĞRU DEĞİL Mİ.

Format Seçin
Hikaye
Formatlanmış Metin, Görüntüler ve Görsellerle