Ezber Bozan Balık


Nisan ayının ortalarında bir Cumartesi günüydü. Akşam güneşinin yerini kara bulutlar almış, uzaklardan bol ve bereketli bir yağmur havası getirmişlerdi. Sokaktan tek tük geçen insanlar yağmura hazırlıksız yakalanmanın telaşıyla ellerindekileri kendilerine siper etmeye çalışarak koşturuyorlardı. Sokağın köşesindeki apartmanın bahçesinden bina boyunca yükselen ceviz ağacı yeni yeşermiş taze yapraklarıyla sokağı süslüyordu. Yapraklar, yağan yağmurun altında daha yeşil, daha taze görünüyorlardı.

Ceviz  ağacın dallarının süslediği salonun penceresinde elinde çayıyla yağmuru, ceviz ağacını ve sokağı izliyordu. Burası evin emn  Yağan yağmur o kadar iyi gelmişti ki dayanamayıp pencereyi açtı, mis gibi bir yağmur havası odanın içini doldurdu.

Nişanlısı  Murat’la birlikte dolu dolu ama çok yorucu bir gün geçirmişlerdi. Evlilik hazırlıkları başlamıştı ve bugün mobilya bakma günüydü.  Mobilyacılar çarşısında birçok mağaza gezmiş,  yeni kuracakları evleri için eşyalar bakmışlardı. Ayaklarına kara sular inmişti doğrusu ama çok güzel şeyler bulmuşlardı. Yeni evlenecekler için harika eşyalar vardı. Işıl ışıl mağazalar, birbirinden şık geniş kanepeler, Esra’nın çok sevdiği ahşap kitaplıklar ve yemek masaları… Annesinin alması gerektiğini söylediği vitrinler, TV üniteleri… Teknolojinin son harikası fırınlar,  buzdolapları.. Her şey göz alıcı, her şey çok çekiciydi… Bir de eşya seçmek zor derlerdi. Bu kadar çok ve özenle yapılmış seçeneğin arasında insan  seçmekte nasıl zorlanabilirdi ki?

Tek bir sorun vardı… Bu güzel eşyalar, güzel ve çekici oldukları kadar pahalıydılar da… Bu harika mobilyalarla yeni evini donatmayı çok istiyordu ama tüm bu masraflarının altından kalkabilmeleri için borçlanmaları gerekecekti.

İş hayatına yeni atılmış iki mühendisti Esra ve Murat. Üniversitede aynı sınıfta süren arkadaşlıkları zamanla aşka dönüşmüştü. Esra ilk zamanlar Murat’ı arkadaşı olarak görse de, zamanla onun için de her şey hızla değişmişti. Mezun olup evlenecekleri zamanları iple çekmislerdi.

Ve sonunda beklenen zamanlar gelmişti işte… Artık mezun olmuş ve çalışmaya başlamışlardı. Mutlu bir yuva kurmanın zamanı gelmişti. Fakat mutlu bir yuva kurmanın bu kadar pahalı olabileceği hiç akıllarına gelmemişti…

Peki neydi bir yuvayı “mutlu yuva” yapacak olan şey ?

Modern ve güzel eşyalar… Tüm eşyaların yeni alınmış olması… Geniş ve büyük bir ev…  Unutulmayacak bir düğün… Mükemmel bir gelinlik… Değerli hediyeler, pırlantalar…

Bunlar bize öğretilen evliliğin olmazsa olmaz listeleriydi… Yeni evlenecek çiftlerin, ömür boyu kullanacakları eşyaları evlenmeden önce alması gerekirdi. Küçük bir ev olmazdı, çünkü bu kadar eşya sığmazdı. Hem ileride çocukları da  olacak, bunu da şimdiden düşünmek gerekirdi. Düğün olması gerekir, sadece nikah yeterli değil, çünkü çevredeki herkes düğün yapıyor. Gerekirse borca girilecek ama yine de kimseden eksik kalınmayacak.

Peki neden? Tüm bunlar gerçekten evlilik için olması gerekenler miydi ?

Yoksa seneler içinde yavaş yavaş bize ezberletilmiş kavramlar mıydı?

Bir süre önce sosyal medyada gördüğü bir videoyu hatırladı Esra. Videoda uzakdoğuda küçük bir kız çocuğu, annesinin balık pişirirmesini izliyordu. Annesi balığın kuyruğundan büyük bir parça, kafasından  kocaman bir parça  kesip sadece ortasını pişiriyordu. Balığın yarısı çöpe gittiği için çocuk merakla; “Anne neden böyle yapıyorsun? İsraf değil mi?”Anne; “Çünkü annem de öyle yapardı.” Çocuk bu cevaptan tatmin olmuyor ve anneannesine sormaya karar veriyor,  anneannesinin de annesi öyle pişirdiği için o şekilde yaptığını öğreniyor. En sonunda büyük anneannenin yanına gidip işin aslını öğreniyor.”Çünkü benim genç olduğum yıllarda bir tane tavam vardı ve küçük bir tavaydı. Balıkların tavaya sığabilmesi için böyle yapıyordum.”

Bazen geçmişten gelen bilgileri “ezber transfer” yaparız. Bu sağlıklı bir öğrenme değildir. Geçmişten gelen bilgileri irdeleyerek, test ederek “Deneyimsel Transfer” yapmak sağlıklı öğrenme yöntemidir. Çünkü doğru kabul zannettiğimiz birçok ezber bilgi içinde yanlış detaylar barındırabilir.

“Bize dayatılan tüm bu listeler de ezber olabilir mi?” diye düşündü Esra. Evlenmek için varolan tüm maddi gücümüzü ve hatta önümüzdeki yılların kazancını eşyalara veya  düğün organizasyonuna yatırmak bizi ne kadar mutlu edebilir ki?

Evliliğin ilk ve en güzel yıllarını borç içinde geçirmek? Bu nasıl olur da  mutluluğun anahtarı olabilir?

O çok para dökerek alınan güzel ve geniş kanepelerde, maddi sıkıntılar ve borçlar nedeniyle kavga ettiklerini hayal edince kalbi sıkışmaya başladı…

Hayır bunu istemiyordu. Ezberden çıkmak gerekiyordu. Mutluluğun formülü uzun alışveriş listeleri değildi. Şimdi düşünürken yeniden anlamıştı. Yolun başında sadece ihtiyaç duyduğu eşyaları alabilirlerdi. Büyük bir ev kiralamaktansa, 1+1 bir evle yola çıkabilirlerdi. Esra’nın da, Murat’ın da varolan eşyalarının arasında  temiz ve kullanılabilir olanları çoğunluktaydı. Hayatları boyunca alacakları eşyayı tek seferde  almak yerine çalışıp kazandıkça yavaş yavaş alabilirlerdi.

Hem başarılı ve zengin olmuş birçok insanın hayat hikayesinde dinlememiş miydik? “Evlendiğimizde bir çift döşek ve ve bir kilimimiz vardı.”diye anlatmıyorlar mıydı?

Bir evliliğin “mutlu evlilik “olmasını sağlayan şey  somutta görünen eşyalardan çok  soyutta sahip olduğumuz zenginliklerimiz değil midir zaten? Aynı yolu birlikte yürüyebilmek, birbirinin zor anlarında destek olabilmek, ihtiyaç karşılamak… Bir ilişkide ancak o zaman güçlü bağlar olabilir…

Esra, pencerenin yanında düşüncelere o kadar dalmıştı ki üşüdüğünü fark etmemişti. Çayı da buz gibi olmuştu. Pencereyi kapatıp kendine sıcak bir çay aldı. Şimdi gerçekçi bir liste hazırlayıp ezber bozmanın  tam zamanıydı…


Nasıl tepki veriyorsun?

Kafam Karıştı Kafam Karıştı
1
Kafam Karıştı
Başarısız Başarısız
0
Başarısız
Beğendim Beğendim
3
Beğendim
Geyik Geyik
0
Geyik
Nefretlik Nefretlik
0
Nefretlik
Hahaha Hahaha
0
Hahaha
Kalbimi bırahtım Kalbimi bırahtım
2
Kalbimi bırahtım
Şaşkınım Şaşkınım
0
Şaşkınım
Kıymetli Kıymetli
5
Kıymetli

Bir Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Ezber bozmak kolay iş değil, nehirde tersine kürek çekmek gibi gelir başında; ama irdeleyerek bırakılan ezberler, suyun akışına bırakmak kadar rahatlatır sonra, elinize sağlık, çok güzel ifade edilmiş..

Format Seçin
Hikaye
Formatlanmış Metin, Görüntüler ve Görsellerle